Hep söyleriz, yine söyleyeceğiz “Türkiye hukuk devleti”dir, kime ne zararı var ki!
Türkiye’de insanlar yaşamla ölüm arasında nelerle karşılaşır ki!
Ödül, ceza, armağan, haksızlık, hıyanet, soysuzluk, dostluk, adaletsizlik, tutukluluk, mahkûmiyet, hastalık, kaza, sakatlık...
Bunların hepsi olur, hem de hukuk devletinde olur, yanlışı varsa düzeltilir, tedavisi yapılır, haklıysa cezası çekilir.
* * *
Bugünlerde en çok konuşulan hal “tutukluluk”tur, çoğu general, emekli ya da muvazzaf 102 subayın tutuklanması...
Tutuklama nedir?
Tutuklanma ya da eski deyimle tevkif, ceza değildir.
Ya nedir?
Zorunlu hallerde başvurulan bir tedbirdir.
Hukukçular “Asıl olan, yargılamanın tutuksuz yapılmasıdır” derler.
Peki nedir bu zorunlu hallerde verilen tutuklama kararı?
Hukuk devletinde hiçbir karar keyfi olamaz, yani birinin canı sıkılınca, öbürünü tutuklamaya kalkması olacak şey değildir...
Kanun kimlerin tutuklanacağını belirtmiştir:
“Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler tutuklanabilir” der.
Kimdir bu kişiler?
Kaçma şüphesi uyandıran kişiler...
Nelerdir bu şüphe uyandıracak haller?
Delillerin yok edilmesi, değiştirilmesi, gizlenmesi, suç ortaklarını uydurma beyana zorlamak, sanıkları veya tanıkları yalan tanıklığa, tanıklıktan kaçmaya sevk etmek, bilirkişilerin etki altına alınmasına çalışmak...
Bu davranışlarda bulunanlar tutuklanabilir.
* * *
Kanun bunları sıraladıktan sonra takdiri yine de hâkime bırakıyor, sanık “tutuklanabilir” diyor, “tutuklanır” demiyor. Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk da televizyonda bunu söylüyordu.
Demek ki, hâkimler takdir haklarını böyle kullanmışlardır, subayların lehinde değil...
Takdir hâkimlerindir.
* * *
Biz öyle diyoruz ama, bazı “yandaşlar” hiç de öyle demiyorlar.
Onlara göre “102 subay” olayı, askerin vasi rolüne ve müdahaleci zihniyetine, bunlar üzerinde asker bünyeye vurulmuş en ağır sektedir.
Artık, ne emekli orgeneral rütbesi, ne muvazzaf korgeneral rütbesi sahiplerini koruyamamaktadır.
* * *
“Yandaş” böyle diyor, lakin askeri vesayet düzeninin kırılması daha bitmemiş, işin başındayız...
Neler mi olacak?
Kendisi anlatsın, dinleyin:
“Askeri şûra sonunda yeni Genelkurmay Başkanı bu koşullarla ve hazır durumla göreve başlayacak.
Yeni karargâh, görevi devraldıktan 12 gün sonra askerin konumu ve rolünü de masaya yatıran önemli bir referandum oylaması yapılacak.”
Ne dediğini anladınız mı?
Aba altından ne güzel de sopa gösteriyor...










Polissiz köyün ‘Uçurum’u mantıksızlıkla sığlaşıyor! 