CHP Genel Başkanı Baykal, eski kuvvet komutanları, generallerin gözaltına alınmasını şöyle yorumlamış:
“Sanki Türkiye işgal edildi, bir yabancı güç geldi ya da bir darbe yapıldı...”
Sayın Baykal’ın “Sanki bir darbe yapıldı” teşhisi yanlış değil, açın gazete koleksiyonlarını, “12 Mart”, “12 Eylül” ya da “28 Şubat” darbelerinden hemen sonraki günlere bir bakın, üç aşağı beş yukarı benzer.
Lakin, “Sanki bir yabancı güç Türkiye’yi işgal etti” benzetmesi yerine oturmuyor galiba...
* * *
Osmanlı İmparatorluğu’nun teslim belgesi olan “Mondros” anlaşmasından sonra İstanbul’da “barış havası” esmiş...
Aydın Keleşoğlu o günleri şöyle anlatıyor:
“Bu imza ile İstanbul şenlenmişti. Beyoğlu’nun çiçek işlemeli mermer meyhanelerinden çalınan barış şarkıları, aşk şarkılarını geçmişti. Müşteriler şampanyaları çılgınca patlattılar, şaraplar tükendi, kadehler kırıldı.” (x)
* * *
Kimlerdi, Osmanlı devletinin ve Türklerin teslimini çılgınca kutlayanlar?
“Beyoğlu meyhanelerinde eğlenceler bitmedi. Dışarı taştı çılgınca. Bitişik süslü binalardan salınan renkli İngiliz ve Yunan bayrakları ölümün kanatlarını açıyordu yükseklerden. İnce direklerden dalgalanan flamaların sesi bir engerek yılanının hışırtısını andırıyordu sanki. İnsanlar toplandı meydanlarda. Gösteriler taşkınlıklara dönüştü hemen. Sokaklar, fanatik Rum ve Ermeni göstericilerle doluyordu. Türklere sebepsiz sataşmalar ve saldırılar oluyordu. Olaylar Anadolu’ya sıçradı. Ermeni ve Rumlarla yaşanan bin yıllık hoşgörü kine dönüştü birden. Göstericiler Anadolu kiliselerine döküldüler.”
Ya gazeteler?
Vakit: “Memleket artık barış ve huzura kavuştu.”
Zaman: “Düşmanın dostluğu.”
İkdam:“Allah’ın yardımıyla ateşkes yapıldı.”
Tasvir:“Çevresi çiçeklerle bezenmiş, üstünde güneş doğan bir barış.”
* * *
Nasıl bir basındı bu, neydi özellikleri?
Bizim kuşağa patronluk etmiş olan Ahmet Emin Yalman anlatır:
“Gazetelerin çoğu yabancı parası alıyor ve karşılığında memlekette fitne ve karışıklık çıkarıyor, yabancıların emellerine bilerek ya da bilmeyerek alet oluyorlardı. O sırada bir yabancı devletten, bir yabancı banka ve şirketten para almak, bir gazetenin tıpkı satış gibi, ilan gibi normal gelir kaynaklarından biri sayılıyordu. Fakat her gün takım takım yazılarla ortalığı bulandıran yasal gelirlerle yaşamaları mümkün olmayan bazı gazetelerin ecnebi (yabancı) parası aldıklarına şüphem yoktur.
Ne yazık ki kendi sorumlu olduğum, (....) gazetede de ecnebi (yabancı) parası büyük rol oynuyordu.”
Onun için Deniz Baykal’ın “Sanki darbe oldu” benzetmesi tutar da “Sanki Türkiye işgal edildi” demesi, çok şükür şimdilik yanlış...
———-
(x) İhanet Basını, Aydın Keleşoğlu, Bilgi Yayınevi










Pepee mi? Pocoyo mu?