MagazinRSS
Tümü
21 Şubat 2010 - 02:40

Salyangozlar kırkayakla yarıştı, nanelerle maydanoz bir birine karıştı

Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

İzmir’de eski bir dava vekili olan Cin Ali Bey’e:   - Hukukçular neden bu kadar öfkeli ve kızgın, diye sordular.
* * *
Cin Ali Bey de:
- Bir çöp bidonunda, dedi; karıştıra karıştıra çorba pişirmeye çalışan sapı kırık kepçelere benzedikleri için.
* * *
Bir mahkemede yargıç, tecavüze uğradığından yakınan kadına soruyordu:
- Sanığın, siz merdivenlerden inerken üstünüze atladığından, giysilerinizi paramparça ettiğinden ve zorla ırzınıza geçtiğinden yakınıyorsunuz. Kendinizi korumaya hiç uğraşmadınız mı?
* * *
Kadın boynunu büktü:
- Yapamadım sayın yargıç, dedi; tırnaklarımın ojesi henüz kurumamıştı.
* * *
Yargıç, sanığa:
- Sen, dedi; divane misin nesin; nasıl oldu da cadde ortasında bir kalp krizi sonucu hayatını kaybedip yere yığılmış bir kadınla, sevişmeye kalktın?
* * *
Sanık:
- Ölmüş olduğunu bilmiyordum, dedi; ben onu göğsüne ANAYASA yazarak yere uzanmış, protestoculardan biri sanmıştım.
* * *
Bir psikiyatr, kendisine gelen hastaya, bir kâğıt üstüne çizip ortasını azıcık karaladığı bir dikdörtgen gösterdi:
- Bu kâğıtta ne görüyorsunuz, diye sordu?
* * *
Hasta:
- Tenha bir alanda, dedi; yüzü maskeli bir adam, ceketinin altından tabancasıyla birisine ateş ediyor.
* * *
Psikiyatr:
- Tamam, dedi; anlıyorum.
Sonra da daha büyükçe bir dikdörtgen çizip, kıyılarına birkaç zikzak attı ve hastasına:
- Burada ne görüyorsunuz, dedi?
* * *
Hasta:
- Çok daha büyük bir alanda, dedi; damların üstüne çıkmış bir takım adamlar, ellerinde tüfeklerle birilerini öldürmek için nişan alıyorlar.
* * *
Psikiyatr:
- Evet, dedi; daha iyi anlamaya başladım şimdi.
Ve bu kez daha da büyük bir dikdörtgen çizerek, içine birtakım noktalar koydu. Onu gösterdi hastasına.
* * *
Muayenehanedeki özel şezlonga sırt üstü uzanmış olan adam, ona da baktı baktı:
- İçine bomba konmuş arabalar patlıyor, kentin en büyük alanında, dedi.
* * *
Psikiyatr:
- Sizin takıntınızın ne olduğunu size söyleyeyim, dedi adama. Siz aklını sürekli adam öldürmeye taktırmış, “kriminalite”ye saplantılı bir psikopatsınız.
* * *
Uzandığı şezlongdan kalkan hasta:
- Aklını adam öldürmeye taktırmış olan psikopat ben miyim, yoksa siz misiniz, dedi psikiyatra. Sürekli bana tüfekli, tabancalı, bombalı, kanlı resimler gösterip durdunuz. Sanki sabıkalı bir tetikçiymişsiniz gibi... İnsan doğrusu kuşkulanıyor.
* * *
Madem siyasetçi-hukuk çatışması gündemde ve yorum üstüne yorumlar, üst üste konmuş şeytanminareleri gibi; pazarın tadını kaçırmayacak bir mahkeme fıkrası daha.
* * *
Yargıç tanığa soruyordu:
- Anlat bakalım ne gördün?
- Anlatayım sayın yargıç; ben bir sıvacıyım. Bir yapının dışarıdan sıvasını düzeltmeye çalışırken; üstünde bulunduğum iskelede kalas, tam ikinci katın penceresine rastlıyordu. Adamın biri kapıyı kırarak içeri girdi. Olup biten her şeyi gördüm ben de...
* * *
Yargıç soruyordu:
- Olup biten neyi gördün?
- Kapıyı kıran adamın, içerdeki kızın üstüne atladığını gördüm. Kızı yere yatırdı ve entarisini yukarı sıyırdı.
- Ee sonra?
- Sonra külotunu da çıkardı.
- Ee sonra?
- Sonra üstüne kapandı.
- Ee sonra?
- Sonra ne oldu bilemiyorum; kafamı çarptım o sırada.
- Kafanı mı çarptın, nasıl yani?
- Çünkü kalasın üstünde 9 sıvacı birlikte çalışıyorduk.
* * *
Nasreddin Hoca’ya:
- Hoca söyle, dediler; sen ne diyorsun “kışla”nın dokunulmazlığının bozulmasıyla, “demokrasiyi geliştirme” iddialarının çatışmasına ve “laiklik elden gidiyor” korkusuyla, “inanç özgürlüğünü” savunmanın sürekli kutuplaşmasına?
* * *
Hoca sakalını sıvazlayarak gülümsedi:
- “Gelişmekte olmak” süreci bir türlü sona ermedi, dedi; “gelişmiş” olduğumuzda, kendiliğinden çözümlenir tüm sorunlarla, çatışmalar, kutuplaşmalar...
- Ne zaman “gelişmiş” olacağız peki?
- Karamsarlar “çıkmaz ayın son çarşambasında” diyorlar; iyimserler ise “AB üyeliği gerçekleşince”...
- Peki sen ne diyorsun?
- Pire için yorgan yakıldığından, yorgansız kaldık ama; pireler yine de kaşındırıyor...
* * *
Sabahattin Ali’den bir şiirle bitirelim yazıyı:

Hapishane Şarkısı

Burda çiçekler açmıyor,
Kuşlar süzülüp uçmuyor,
Yıldızlar ışık saçmıyor;
Geçmiyor günler geçmiyor.

Avluda volta vururum;
Kah düşünür otururum,
Türlü hayaller görürüm;
Geçmiyor günler geçmiyor.

Gönülde eski sevdalar,
Gözümde dereler dağlar,
Aynada hayalim ağlar;
Geçmiyor günler geçmiyor.

Dışarda mevsim baharmış,
Gezip dolaşanlar varmış,
Günler su gibi akarmış...
Geçmiyor günler geçmiyor.

Yanımda yatan yabancı,
Her söz zehir gibi acı,
Bütün dertlerin en gücü;
Geçmiyor günler geçmiyor.

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
"Sakıncalı Piyade" adlı kitabı ile ünlü, siyasi bir süikastla öldürülen araştırmacı gazetecimiz kimdir?
Markapon
©Copyright 2010