MagazinRSS
Tümü
Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

O dedi, bu dedi, ne dedi, şey dedi...  Neyse “gece”yle, “gündüz”ün uzunluğu önümüzdeki pazar denkleniyor ve “geceler” kısalmaya başlıyor.
Kimsenin tartışmaya kalkmayacağı bir konu, şükürler olsun.
*  *  *
Şu şöyle olsa, bu böyle olsa...
Bendeniz çocukluğumdan bu yana bir ömür boyu hep “olan”la, “olması istenen” arasındaki dertleşmeleri, tartışmaları, çatışmaları dinleyip izledim.
Kim dinleyip izlememiştir ki?
*  *  *
Başı sıkışık olanlara, hesap vermekten kaçınan sorumlu kişilerin ise yanıtı yine hep aynıydı:
- Biraz sabır... Sabretmek gerekiyor... Sabrın sonu selamet...
*  *  *
Ünlü bir halk deyimi de:
- Sabreden derviş, muradına ermiş, diyordu.
*  *  *
Necdet Rüştü ise, 70 yıl önce “sabır önerme” reçetesine iyice bozulduğu bir gün, şöyle yazmıştı:
 Yüzüne vururlar aybını elin,
 Hiç kendi suçunu gören olur mu?
 Kabahat kız olsa, etseler gelin,
 Acaba gerdeğe giren olur mu?

 Bu hasis devirde yetmişlik ninem,
 Diyor ki: Altınla süslensin sinem!
 Mahşerde maaşlı olsa cehennem,
 Atını cennete süren olur mu?

 Kaide değişti: Sabreden derviş,
 Murada ermeden bir gün gebermiş.
 Aslanın ağzından et almada iş;
 Lokmayı kolayca veren olur mu?
*  *  *
Şanımız şerefimiz, onurumuz gururumuz, atalarımızın kanıyla sulanmış olan bu topraklar; “El mi yaman, Bey mi yaman” hepsi tamam da...
Neden acaba bizim folklorumuzla, atasözlerimiz arasında “muz” meyvesi yok?
*  *  *
Bilmiyorum bunu merak etmiş bir Belediye Başkanı, yahut bir militer, yahut bir parlamenter, yahut bir bahçıvan var mı?
*  *  *
Yunus Emre:
 Çıktım erik dalına
 Anda yedim üzümü
Diyor.
*  *  *
Bir halk şairi:
 Bir dalda iki ceviz,
 Aramız derya deniz,
 Sen orada ben burda,
 Ne bet kaldı ne beniz
Diyor.
*  *  *
Saklambaç oyununda ise, şifreler malum:
- Elma dersem çık, armut dersem çıkma.
*  *  *
Birkaç da atasözü:
Yarım elma, gönül alma...
Üzümünü ye, bağını sorma...
Elmayı soy da ye, armudu say da ye...
Armudun sapı, üzümün çöpü...
*  *  *
“Muz” üstüne, ne bir tekerleme var, ne bir “mani”, ne bir halk deyimi...
*  *  *
16 milyon aileden oluşan Türkiye’de 53 milyon cep telefonu var, 8 milyonu aşkın da motorlu araç...
Acaba hayatında hiç muz yememiş olanlar da var mı?
*  *  *
“Muz” örneği, eğlenceli bir örnek...
Şimdiye dek hiç aklımıza gelmemiş konuların bir listesi çıkarılabilse...
Sivillerimiz de, militerlerimiz de apışıp kalır mıydı, kalmaz mıydı?
*  *  *
Bir de akla gelip de, bir türlü gündeme gelmeyen konular var:
- Son 80 yılda, Hazine’den geçinmeli mesleksiz “mevki sahipleri”nin, yönetilen yığınlara kaça mal olduğu gibi...
*  *  *
Necdet Rüştü, 70 yıl önce de azıcık değinmiş bu konuya:
 Mahşerde maaşlı olsa cehennem,
 Atını cennete süren olur mu?
*  *  *
Bugün durum nasıl acaba?
*  *  *
Napoleon, Fransa’nın dışında yaşayan ve siyasetle hiçbir ilgisi bulunmayan Duc D’Enghien’i salt aristokrat olduğu için yakalatmış ve Vincennes ormanlarında kurşuna dizdirmişti.
*  *  *
O akşam da Paris’te bir balo varmış ve fısıltı gazetesi hemen duyurmuş haberi.
Napoleon’un Dışişleri Bakanı Talleyrand da balodaymış.
*  *  *
Talleyrand’a sormuşlar, çok genç ve günahsız D’Enghien’in neden kurşuna dizildiğini.
*  *  *
İşte Talleyrand’ın yanıtı:
- Çok dangalakça, ama öyle...
*  *  *
Yıldız parkında, Malta Köşkü’nün üstündeki lokantanın terasından bakıldığında; batmakta olan güneşin son ışıkları, Boğaz’ın Asya yakasını o kadar ılık bir pembeliğe dönüştürüyor ki; insan binlerce cana ve milyarlarca dolara mal olan siyasal dangalaklıkların, ister istemez dışına çıkıyor ve “muz”un artık sokaklarda da bol bol satılmakta olmasına şükrediyor.
*  *  *
Ah bir de, sabahın erken saatlerinde sırtıma giydiğim yün kazağın önündeki fermuar kolayca kapanıverse de; hemen bir araya gelebilse iki yakası...

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
Trabzonun köftesiyle meşhur ilçesi hangisidr?
Markapon
©Copyright 2010