AK Parti’den milletvekili adayı olduğu günden sonra TRT’de futbol yorumculuğu yapmasına şiddetle karşı çıktığım Hakan Şükür, artık milletvekili ve Lig TV’nin yorumcusu.
Hal böyle olunca, “Ne diyorsun usta bu hususta?” diye soruyor okur.
Madem sordunuz, o zaman açıklayayım...
TRT, her partiye eşit mesafede durması gereken bir kurum...
Çünkü TRT’nin üç gelir kaynağı var.
1.Televizyon ve radyo bandrolleri.
2. Ödediğimiz elektrik faturalarından aldığı pay.
3. Reklam.
Ama Lig TV öyle değil...
Onun ana geliri abonelerinden aldığı para ve patron sermayesi... O nedenle Lig TV, mevcut abonelerini memnun etmek ve yeni aboneler kazanmak adına hamle yapmaya mecbur.
TRT ile Lig TV farklı
TRT’nin hareket mesafesi “kamu yayıncılığı”yla sınırlı.
Lig TV, Hakan Şükür’e istediği parayı verebilir, kamu yayıncılığı yapan TRT, aynı amaçla değil Hakan Şükür’e, hiçbir milletvekiline tek kuruş ödeyemez.
Hakan Şükür’ün Lig TV’deki futbol yorumculuğu için vereceği mesaiyi, maaş aldığı milletvekilliği görevini aksatıp - aksatmayacağı konusuna gelince.
Hakan Şükür’ün, Lig TV’de yorumculuğuna başlamadan önce tüm mesaisini milletvekilliği için harcayıp harcamadığını bilmiyoruz.
Göz görmeyince katlanır gönül.
Bundan böyle haftada en az üç akşam Lig TV’de olacağına göre, “Bir elim yağda, bir elim balda” gibi bir görüntü çıkacak ortaya.
O yüzden “aklın yolu” bir!
Hakan Şükür’ün TBMM’den aldığı maaşın, Lig TV’den alacağının yanında “devede kulak” olacağı kesin.
Şükür, milletvekilli maaşını bir hayır kurumuna bağışlarsa “etik sorun” da kalkar ortadan...
İşin bu boyutu bir yana, yıllardır Digitürk’e her ay dünyanın parasını ödeyen biri olarak Hakan Şükür’ün Lig TV’de yorumculuk yapmasından memnunum.
Bağırmıyor, çağırmıyor...
Kimseyi aşağılamıyor, hakaret etmiyor... Olabildiğince objektif yorumlar yapıyor. Daha ne olsun?
Bundan iyisi Şam’da kayısı!
Mustafa Denizli’den sonra en iyisi bu!
Avşar, hâlâ gözde çünkü...
Bazılarının “O artık bitti” dediği Hülya Avşar, yeni bir ürünün reklam yüzü oldu.
Hülya Avşar’la üç aylık reklam anlaşması yapan Papia, bu işbirliğini şu başlıkla kamuoyuna duyurdu:
“Yenilikçi, iddialı ve cesur iki marka Papia ve Hülya Avşar bir arada.”
Papia’nın sahipleri ve reklamcılarının, sırf ünlü bir kadın olduğu için Hülya Avşar’ı tercih ettiklerini sanmıyorum.
“Türkiye’nin en iddialı ve sürekli kendini yenileyen isimlerinden biri” olduğu için seçtiler Avşar’ı...
Hülya Avşar, geçen yıl da Pepsi’nin yıldızıydı.
Pepsi, her biri iki aylık, toplam dört kampanya götürdü Hülya Avşar’la...
Her reklam için Avşar’la 200 bin dolara anlaşan Pepsi, geri dönüşümü gördükçe sürdürdü bu kampanyayı ve toplamda 800 bin dolar ödediler ona...
Hülya Avşar, “Öldü, bitti” diyenlere de kapak olsun bu... Hülya Avşar’ın “ölü”sü bile para ediyor demek ki!
Ölçüm yoksa rekabet olmaz
Televizyonların yılbaşı gecesi için hazırladıkları programların çoğu, geçerli not alamadı seyirciden...
Çünkü yeni yılın ilk günü, “2012’ye Türkiye bizi izleyerek girdi” diyerek yaygara koparabileceği reyting ölçümü yoktu hiçbir televizyon yöneticisinin önünde...
O yüzdendir ki, rekabetin yerini rehavet aldı 2012’ye girerken...
Demek ki neymiş?
“Kanallar arasındaki acımasız bu reyting rekabeti, kaliteyi düşürdü” diyenlerin aksine, reyting olmadığı için tatsız, tutsuz ve zevksiz yılbaşı programları çıktı ortaya...
“Demek ki bu tür işler daha çok izleniyor” diyerek kolaycılığa, kopyacılığa kaçan televizyon yöneticileri yok mu?
Maalesef var...
Ama bu durum bile, reytingin yarışının yerini rehavetin almasından bin kat iyidir...
Asıl reyting twitter’da
Modacı Nur Yerlitaş’ın yeniden jürisinde görev aldığı Show TV’nin “Bugün Ne Giysem?” adlı yarışmasının 100 bin lira ödüllü final gecesinde Twitter’da “Türkiye’nin gündemi” şöyleydi:
#bugunnegiysem http://twitter.com/>
#2012istekleri http://twitter.com/>
Hande Yener http://twitter.com/>
Nur Yerlitaş http://twitter.com/>
#tadindanyenilmezarmada http://twitter.com/>
Sema Öztürk http://twitter.com/>
Yasemin Meler http://twitter.com/>
Tuğçe Kazaz http://twitter.com/>
Ivana Sert http://twitter.com/>
Tülin Şahin http://twitter.com/>
Gördüğünüz gibi Twitter kullanıcılarının TT yaptığı 10 isimden 8’i “Bugün Ne Giysem?”den...
Yarışmanın kendisi birinci, galanın solisti Hande Yener üçüncü, jüri üyesi Nur Yerlitaş dördüncü, yarışmanın sunucusu Sema Öztürk altıncı...
Yedinci sırada ise giydiği kıyafetle yarışmayı hakkıyla kazanan Yasemin Meler.
Twitter’ın “Top 10”undaki son üç isim de yine yarışmadan...
Alın size reyting!
Hem de anında ve canlı canlı...
Engin Altan’ın “son”u!
Cuma günü vizyona girecek filmlerden ikisini galalarında izledim... Başrollerinde Engin Altan Düzyatan, Mustafa Uzunyılmaz, Ferit Kaya, Orhan Eşkin, Hazal Kaya, Volga Sorgu ile Deniz Uğur’un oynadığı film “Bu Son Olsun”un galası Beyoğlu Sinepop’taydı.
Galaya giderken açıkhava ilanlarındaki Engin Altan Düzyatan’lı afiş dikkatimi çekti.
Kadrosunda Düzyatan’ın yanı sıra Erkan Can, Berrak Tüzünataç, Nehir Erdoğan ve Yiğit Özşener’in bulunduğu atv’nin yeni dizisinin adı “Son”...
Engin Altan Düzyatan, bugün vizyona giren “Kurtuluş Son Durak”ta da oynasaydı, “son”la üçleme yapmış olacaktı. Ne diyelim?
İnşallah içinde yer aldığı “son”ların sonu hayırlı olur.
“12 Eylül komedisi” mi?
Orçun Benli’nin yönettiği “Bu Son Olsun” filminin sloganı şu: “Bir 12 Eylül komedisi.”
Zaman zaman komedi, zaman zaman kara mizah diyebileceğimiz Türkiye gerçekleri yok mu filmde?
Var ama çok zayıf, hatta zorlama bunlar...
Zaten filmin başındaki bir sahne, “Bu Son Olsun” demem için yetti. Film 12 Eylül askeri darbesinin arifesinde başlıyor, 1984 yılında bitiyor...
12 Eylül’den bir gece önce beş evsiz adam, alem yapıyor aralarında...
Onlar eğlenirken bir şarkı çalıyor fonda...
“Şiki Şiki Baba”yı söyleyen kim biliyor musunuz?
Ciguli...
Türkiye’nin 1999 yılında “Binnaz” şarkısıyla tanıdığı Ciguli’yi al, götür 11 Eylül 1980’e akordeon çaldırıp şarkı söylet, sonra da bizden o filmin kurgusuna inanmamızı bekle!










Terazinin iki kefesi... Kuzey ile Cemre... Cemre ile Barış... Bakalım hangisi ağır basacak ?