MagazinRSS
Tümü
14 Şubat 2010 - 00:00

İNSAN’cıkların sevisevdayı bölüştükleri,gülüp gülüştükleri gün

Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Çoktan ağırlaşmış bir politika kıymasını, her gün yeniden yoğurup mıncıklamaktan bıkmayanlar olsa da; bitmeyen bir hırlaşmadan usananlar da bir hayli.
*   *   *
Sevgililer günü”nde; bazen bir türlü erişilemeyen bir “mutluluk”; bazen de yüreklerden çekilip çıkarılamayan zehirli bir hançer olan “aşk”la da; dalga geçen fıkralara uzanmanın, kendince bir sevimliliği var bendenizce.
*   *   *
Genç bir delikanlı, abayı yaktığı güzel mi güzel genç bir kızla başbaşa kaldıklarında; iki lafı bir araya getiremediği için, boyuna kız konuşuyormuş:
- Canım sevgilim, diyormuş; söylesene gözlerimi güneşli bir deniz maviliğinin incileri gibi görmüyor musun?
*   *   *
Delikanlı da:
- Öyle öyle.. şey.. evet, diyormuş.
*   *   *
Kız:
- Ya saçlarım, diyormuş; ay ışığındaki açık sarı bir şelale gibi akmıyor mu omuzlarımın üstüne?
*   *   *
Delikanlı yine:
- Evet evet, öyle, diyormuş.
*   *   *
Kız:
- Bir de şu göğüslerime bak, diyormuş; bir çift sert cennet meyvesi gibi değil mi?
*   *   *
Delikanlı:
- Evet, diyormuş; öyle.
*   *   *
Genç kız, delikanlıyı öpmüş, sonra da:
- Ah, demiş; bilsen ne kadar mutlu oluyorum beni böyle güzel sözlerle överek, beni beğendiğini söyledikçe...
*   *   *
Genç kız, daha sonraları belki de siyasete atılmıştır kim bilir?
*   *   *
Matematikçiler için de aşk:
- Biribirini deliler gibi seven ve bir türlü buluşamayan 2 paralel çizgiye benzermiş, maalesef...
*   *   *
Genç bir mirasyedi, villasının bulunduğu bir tatil kentine gittiğinde, deniz kıyısında dolaşırken; turistlere çay servisi yapan, başı bağlı çok güzel genç bir köylü kızıyla tanışmış.
*   *   *
Önce hafif bir şakalaşma olmuş aralarında; sonra da genç mirasyedi her gün deniz kıyısına indikçe, bir dostluk başlamış köylü kızıyla aralarında.
*   *   *
Bir gün genç mirasyedi, villasına davet etmiş köylü kızını bir akşamüstü.
Kız da:
- Olur, şöyle bir uğrarım, demiş.
*   *   *
Köylü kızı genç mirasyedinin villasına geldiğinde; mirasyedi genç, hemen bir şampanya açmış, bir kutu da havyar çıkarıp, taze ekmek dilimleri üstüne sürmüş, bir de romantik bir müzik koymuş CD çalara.
*   *   *
Köylü kızı, şampanya kadehine dokunmamış ama, havyarlı ekmek diliminden şöyle bir ısırmış ve:
- Çok güzel bir eviniz varmış, dedikten sonra da eklemiş:
- Yalnız kara dut reçeliniz, biraz balık kokuyor.
*   *   *
Böyledir bu. Havyar niyetine sunulan bazı demokrasiler de, militarizm kokar.
*   *   *
Delikanlılar, genç kızlara aşklarını ilan ederken, genç kızların neden önlerine baktıkları hiç sorgulanmamış.
Oysa nedeni şuymuş:
- Acaba doğru mu söylüyor, diye düşünmeye başlıyorlarmış.
*   *   *
Aşk üstüne bir değişik takılma da şu:
Kesme şekerin biri, küçük bir kaşığa aşık olmuş ve kalbi ata ata sormuş kaşığa:
- Acaba nerede buluşabiliriz, diye?
*   *   *
Politik bir yanıt vermiş küçük kaşık:
- Bir kahvede...
*   *   *
Erkeğin biri, sevdiği kadına:
- Ne olur söyle, diyormuş; ben senin hayatındaki ilk erkeğim değil mi?
*   *   *
Kadın da:
- Elbet de öyle hayatım, diyormuş; şaşıyorum doğrusu, neden hep aynı soruyu sorduğuna erkeklerin.
*   *   *
Vatandaşlar da şaşmıyorlar mı, -sanki önceden hiç duymamış olduklarını sanır gibi- her siyasetçinin neden “vatanı, milleti” en çok kendisinin sevdiğini söylemesine?
*   *   *
Telefondan bir aşk ilanı:
- Sen benim hayatımsın, tanrıçamsın; sensiz yaşayamam ben.Sensiz olmamak için razıyımdır her şeye.Şayet benden ayrılırsan, seni bulmak için yaya dolaşırım bütün dünyayı; okyanusları, vahşi ormanları, çölleri aşar geçerim.
*   *   *
Telefonun öteki ucundaki kadın sesi de:
- Hadi hemen gel yanıma, ben de seni çok seviyorum, demiş.
*   *   *
Telefondaki erkek sesi biraz kekelemeye başlamış:
- Hemen olmaz şekerim, demiş; görmüyor musun, ahmakıslatan yağıyor dışarıda...
*   *   *
Bir kaç da çarpıcı söz:
Her insanın içinde, uyuyan bir domuzluk mutlaka vardır.
   Monselet- Edebiyatçı
*   *   *
Beni ziyarete gelenler, bana şeref verirler; gelmeyenler de huzur ve rahatlık...
          Morin- İlahiyatçı
*   *   *
Düşünmekten hoşlanmadığımız şeyleri, düşünmekte, üşengecizdir.
                Ovide-Latin şairi
*   *   *
Gülderen Alpagut’dan bir şiirle bitirelim yazıyı:

Nereye gittin?

Gülen güldüren
Çok konuşan, az susan,
Hayat dolu insan,
Nerdesin?

Adın Gülderen
Zamanda kaybolan
Sen...
Nerdesin?

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
Hababam Sinifi'nda Mahmut Hoca hangi dersin öğretmenidir?
Markapon
©Copyright 2010