Çok eski kutsal bir inanca göre Havva anamız, Adem babamızın bir göğüs kemiğinden yaratılmıştır.
* * *
Dünyada Adem babamızla, Havva anamızdan başka kimsenin bulunmadığı tarihlerde bir akşam, Havva anamız gergin bir şekilde söylenmeye başlamış Adem babamıza:
- Bu akşam çok geç geldin, söyle bakalım kiminle beraberdin?
* * *
Adem babamız da:
- Deli misin sen be kadın, diyormuş; kiminle beraber olabilirim ki, senle benden başka kimse yok ki dünyada.
* * *Havva anamızı bir türlü rahatlatamamış bu sözler, bir türlü kurtulamamış içindeki kuşkudan.
Gece olunca da, Adem babamızın uyumasını beklemiş ve ayaklarının ucuna basa basa yanına gidip, parmağıyla bir kaç kez göğüs kemiklerini saymış.
* * *
“Resmi”, yani uydurma tarihlerin, “vatanseverlik girişimleri” olarak gösterdiği, İttihatçı komutanların yüz yıl önceki askeri darbeleri de; en sonunda “çağdaş uygarlık düzeyine varmayı hedefleyen” Devlet’imizin doğmasına neden oldu.
* * *
Ankara’daki sivil siyasetçilerin; Havva anamızın kuşkusuna benzer bir kuşkuyla, ikide bir darbeci askeri cuntaları saymaya kalkma merakı da, bundan ileri geliyor olmalı.
* * *
Kar, kış kıyamet ve “eksi sıfır” derecelerdeki buzlanmış yollarda büsbütün artan trafik kazalarıyla da ilgili bir fıkra.
* * *
Sonradan görme yeni zenginlerden genç bir adam, pahalı mı pahalı spor arabasıyla karlar altında hızla giderken, yol kıyısında titreyip duran genç bir kadın görmüş.
* * *
Hemen frene basıp, kadını yanına almış.
Taze zenginlerden genç adam, kadınla tanıştıktan sonra da; aralarında gitgide ısınan bir dostluk başlamış.
Öyle ki, buz tutmuş karlı yollarda genç adam, kadına karşı bir gösterişe kaptırmış kendisini ve basmış gaza...
* * *
Yoldan alınmış kadınla, dostluk da epey ilerlediğinden; sonunda kaybolan direksiyon hâkimiyetiyle, yol kıyısındaki bir ağaca toslama ve akordeona dönen araba...
* * *
Bir köylü yaklaşmış hurdaya dönen arabaya ve genç adamın da sağ olduğunu görünce:
- Sizi Allah korumuş, demiş; az öteye fırlayan karınızı da öyle; hiçbir şeyi yok onun da.
* * *
İyice sersemlemiş olan genç adam; hıçkıra hıçkıra başlamış ağlamaya:
- Kadının hiç bir şeyi yok ama, ben öyle değilim. Bir de eline baksaydınız onun, görürdünüz avucunda ne tuttuğunu, demiş.
* * *
Bizim sık rastlanan siyasal kazalarda da; kimlerin avucunda, kimlerin neyinin bulunduğunu hatırlatmıyor değil bu fıkra...
* * *
Ruhi Baba, yakın dostu Cin Ali Bey’le konuşurken:
- Yahu, demiş; gitgide keskinleşen siyasal kutuplaşmalarla, içine hızla kayılmakta olan bu “çalkantı dönemi”ne; sence ilerde nasıl bir ad konacak; “Kışla’yla Cami’nin çağdaşlaşması” mı, denecek; “şeffaflaşma çatışması” mı denecek; “sakallı takkeyle, askeri kasket kaosu” mu denecek, ne denecek?
* * *
Cin Ali Bey de, gülmüş;
- Herhalde “Olfvjuipmkzof” dönemi denecek, demiş.
* * *
Ruhi Baba:
- O da, demiş; ne demek?
Cin Ali Bey:
- 21. yüzyılı görmekte zorluk çeken gözlere; miyop derecesini saptamak için ekranda gösterilen, çeşitli büyüklükteki harfler demek, demiş.
* * *
Bekri Mustafa’ya da sormuşlar:
- Neden Anayasa’ya, Babayasa denmiyor, diye?
* * *
Bekri Mustafa:
- Babanın işi, demiş; doğurmak değil, doğurtmaktır. Nasıl ki babalar, anavatanı seve seve, onca er doğurttukları gibi; Anayasa’yı da, kollarının arasına almışlar, anayasa hukukçularına dokuz doğurtuyorlar, daha ne yapsınlar?
* * *
Kekemenin biri, doğru dürüst konuşabilmek için, dil kurslarına devam etmeye başlamış.
Bir yıl sonra da, bir arkadaşına rastlamış.
* * *
Arkadaşı:
- Nasılsın, demiş; dil kurslarına gitmeye başladıktan sonra düzeldi mi kekemeliğin?
* * *
Kekeme de gülerek, başlamış coşkuyla tekrarlamaya:
- Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi; sarmısağı sarmısaklasak da mı saklasak, sarmısaklamasak da mı saklamasak; kırk küp kırkının da kulpu kırık küp; bir berber bir berbere, bre berber gel beraber bir berber dükkânı açalım, demiş.
* * *
Kekemenin arkadaşı:
- Bravvo, demiş; bak iyice geçmiş kekemeliğin...
* * *
İyileşmiş olan kekeme de:
-Sa..sa..sadece.. de.de.de..demo.. demok..ratik a.a..a..açı..lım, diye..diye..miyorum, demiş.
* * *
Can Yücel’den bir şiirle bitirelim yazıyı:
Baştan Kara
Başlayan bir şey vardı unuttum
Anımsamaya çalışıyorum şimdi
Emektar kelimelerle:
Bahar
Gençlik
Bebek
Çiçek
Deniz
İşçi
Bağımsızlık
Özgürlük
Eşitlik
Aşk
Mezarımda dönüyorum da
Yuvarlanıyorum baştan kıça
Kalafattan yeni çıkmış bir tekne
Dalga olmayan dalgaların üstünde...










Ah Lale Devri, vah Lale Devri sen neymişsin sennnn.