MagazinRSS
Tümü
Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlarh.pulur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Eskilerin “kabil-i hitap” dedikleri insanlar vardır. “Kabil-i hitap” konuşulmaya değer ya da konuşulabilir, seviyeli, uygar insanlar için kullanılır. Aynı görüşte olmayabilirsiniz, hatta tam tersi görüşü de savunabilirsiniz, karşınızdaki de savunur. Ama konuşmanın, tartışmanın sonunda, herkes kendi fikrine sahip, uygarca el sıkışır ayrılır.
*  *  *
Diğerlerini pek tanımayız ya da davranışlarından değerlendiremeyiz, lakin Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetlerinde tanıdığımız birkaç bakan vardır, “kabil-i hitap” insanlardır.
Bunlardan biri de Cemil Çiçek’tir.
Her ne kadar Özal’ın bakanıyken kız-erkek ilişkileri için bize göre, haksız suçlanmış, söylemediği bir söz, söylenmiş gibi ona fatura edilmişti.
Bunun böyle olduğuna inanmışızdır, belki hata etmişizdir ama Cemil Çiçek’in böyle demediğine ikna olmuşuzdur.
Birinci Erdoğan hükümetinin Adalet Bakanı, ikinci hükümette Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olan Cemil Çiçek için düşündüklerimiz böyledir.
*  *  *
Birkaç aydır, ortalıkta bir laf dolaşıyordu:
Cemaat tarikatı soruşturmasını yürüten -şimdi tutuklu- Erzincan Savcısı İlhan Cihanar’e, Cemil Çiçek telefon etmiş, bu işle fazla uğraşma!” demiş...
İlk duyduğumuzda inanmadık, yanlışlık var dedik, Cemil Çiçek’in siyasi geçmişi ya da bizde bıraktığı izlenim bakanın savcıya telefon edebileceğini doğrulamıyordu.
Diyeceksiniz ki:
“Peki kendisine sordunuz mu?”
Hayır, hatayı uzatma, yani büyük hata, bir haberin doğruluğu ya da yanlışlığının sizdeki kanaate göre değerlendirilmesi... Öyle de oldu.
*  *  *
Önce Adalet Bakanı Sadullah Ergin:
“Sayın Başbakan Yardımcımızın yapmış olduğu (telefon) arama, o süreçte bilgi alma mahiyetinden bir girişimdir. Onun dışında hiçbir müdahaleyi tasvip etmemiz mümkün değildir.”
Arkadan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, lafı eveleyip gevelese de, belli ki Çiçek, savcıya telefon etmiş:
Sonra Cemil Çiçek’in kendisi:
“Bu iddialar ne kadar doğru? Sabredilirse ortaya çıkacaktır. Bugüne kadar, gündemdeki konu ile ilgili bir tek cümle açıklamada bulunmadım. Benim yargıya saygımın gereği budur. Bir tek cümle dahi benim bu olayı kabul ettiğime dair hiçbir yerde görülemez.”
Cemil Çiçek, daha önce de “Bayramlarda, özel günlerde yargı mensuplarını ararım, bu çerçevede aradım” demiştir.
*  *  *
Olmadı, Sayın Çiçek olmadı, hadi mızrak çuvala sığmaz demeyelim de, bu cevaplar bizi tatmin etmedi, çünkü savcı öyle demiyor.
“Savcıya mı inanacaksınız, bana mı?” diyebilirsiniz, bu aşamada savcıya...
Yazık, bize yine yazık!
Hangi dağa -bırakın dağı- hangi tepeye güvensek kar yağıyor.

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
1979 yılında bir suikast sonucu öldürülen gazetecimiz hangisidir?
Markapon
©Copyright 2010