MagazinRSS
Tümü
12 Şubat 2010 - 23:16

Geçti geçti ne geçti, yuttu yuttu kim yuttu?

Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Ne kadar da çabuk geliyor şu cumartesi; oysa öğrencilik yıllarında bir türlü gelmek bilmezdi.
Geçti geçti, bir hafta yine geçti.
*   *   *
Geçmeyen ise, sürekli artıp durmuş olan siyasal cinayetlerde, gerçek katillerin bir türlü bulunamayışı.
*   *   *
Anlaşılıyor ki, boşuna bir halk deyimi haline gelmemiş, “kim vurduya gitti” saptaması.
*   *   *
Yasama, uygulama, yargı” organlarının, bir türlü ortaya çıkaramadığı siyasal cinayetlerin katilleri, gerçekten bilinmiyor mu acaba?
*   *   *
Yani efendim, söz meclisten dışarı; bizim “yasama, uygulama, yargı” organlarımızın çapı, niteliği, kalitesi ve kapasitesi yeterli değil mi  “kimleri neden öldürdükleri hem belli, hem belli olmayan” katilleri bulup yakalamaya?
*   *   *
Tövbe tövbe estağfurullah, hiç öyle şey olur mu?
Bölgesinde “süper” dahi sayılabilecek çok büyük bir devletiz biz; ordumuz NATO’nun 2’inci büyük ordusu.
*   *   *
Tayfanın biri, kaptanın yanına koşup hazır ol durmuş:
- Efendim, demiş; insan bir şeyin yerini biliyorsa, ona kayboldu diyebilir mi?
*   *   *
Kaptan:
- Yerini biliyorsa, kayboldu diyemez tabii, demiş.
Tayfa:
- Öyleyse, demiş; bana temizlemek için verdiğiniz pipo da kaybolmadı, denizin dibinde duruyor.
*   *   *
Elbet T.C. içinde bir türlü bulunamayan katiller de kaybolmadılar, acaba neyin dibinde ve hangi derinlikde duruyorlar?
*   *   *
Gerçi Namık Kemal, “Vatan, kudretli omuzların üstünde yükselir” demiş ama; vatandaşların neyin üstünde yükseleceğini söylememiş.
*   *   *
Kuzum kimse, elini kulağının arkasına koyarak, duymuyormuş gibi yapmasın:
- “Vatandaş” mı; o da ne, diye?
*   *   *
100 yıl önce yaşamış olan Ruhsati, daha o zamanlarda bugünkü vatandaşların da ağzıyla konuşuyordu:

Bir vakte erdi ki bizim günümüz,
Yiğit belli değil, mert belli değil.
Herkes yarasına derman arıyor,
Dava belli değil, dert belli değil.

Farkeyledik ahir vaktin yettiğin,
Merhamet çekilip göğe gittiğin,
Gücü yeten, soyar gücü yettiğin;
Koyun belli değil, kurt belli değil.
*   *   *
Öğrenciyken cumartesiler bir türlü gelmek bilmezdi.
Çünkü dersler de sıkıcıydı, sınıflar da; hatta bazen öğretmenler de...
*   *   *
Çocuklar, “geometrik doğru’nun, 2 nokta arasındaki en kısa düz çizgi” olduğunu ve buna “kanıtlanamayan Euclide postülası” dendiğini; neden öğrendiklerini, daha doğrusu neden ezberlediklerini bilmiyorlardı ve gece etütlerinde ezberlemeye çalışıyorlardı.
Cumartesi de bir türlü gelmiyordu.
*   *   *
Oysa bir de Behice Boran’ın, öğrencilerin nasıl bir toplum ortamında yaşayacaklarını aydınlatan gözlemleri vardı.
*   *   *
Behice Boran:
- Bizim toplum, derdi; “bekleyenler” ve “bekletenler” diye 2’ye ayrılmıştır.
*   *   *
Öğrencilere, daha ilkokullardayken; “bekleyenler”den olmamanın çarelerini, eğlenceli örneklerle anlatmak yerinde olmaz mı?
*   *   *
Gerçi Behice Boran, İstanbul Amerikan Kız Koleji’nden mezun olduktan sonra, ABD’de Michigan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirmiş ve Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde doçent olmuştu.
*   *   *
Ya sonra?
*   *   *
Sonra da 1948’de Pertev Naili Boratav ve Niyazi Berkes’le birlikte, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden atılmıştı.
*   *   *
Siyasal cinayetlerin yanında, bir de ışıklı beyinleri ezen; çizmeli siyasal demir ökçeler vardı, “çağdaş uygarlık düzeyine varma çabasındaki” T.C.’de.
*   *   *
“Geçti geçti ne geçti, ne geçmedi?” sorusu kıyısındaki; “yuttu yuttu kim yuttu, kim yutmadı” sorusunu da ıskalamamak gerek.
*   *   *
Küresel ekonomik krizle birlikte daha çok kullanılmaya başlayan “hapı yutmak” da, bir halk deyimi...
Tıpkı “ne şehittir ne gazi, bok yoluna gitti Niyazi” gibi...
*   *   *
Ortaöğrenim döneminde öğrencilere, Clive Owen ile Naomi Watts’ın “The International” filmiyle, Julia Roberts ve Denzel Washington’un “Pelikan Dosyası” filmleri gösterilse; sonra da bu filmler üstünde yapılacak çalışmalarla birlikte; son 80 yıllık “Devlet Bütçeleri”nin nasıl kullanıldığının da dökümleri incelense...
*   *   *
Böyle bir öğrenimden geçen öğrencilerin, bir daha ne sırtları yere gelir, ne de kendilerine bir şey yutturulabilir.
Üstelik o tür çalışmalar döneminde, cumartesiler de geciktikçe gecikmez.
*   *   *
ABD, önceki gün güneşe doğru bir füze fırlattı; güneşin daha yakından incelenmesi amacıyla...
*   *   *
Neyse ki bizde de yeniden bir adım atıldı, faili meçhul siyasal cinayetlerin bir kez daha incelenmesine doğru.
*   *   *
Az şey değil, övünelim şeffaflaşıyoruz diye...

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
Eurovision'da Türkiye adına hangisi birinci olmuştur?
Markapon
©Copyright 2010