Gelişmişlik göstergeleri hazırlanırken belli verilere dayanılır..
Aşağı yukarı bütün dünyada böyledir..
Çünkü ben kalkındım demekle olmuyor.. 40’tan fazla göstergeden iyi not almak gerekiyor.. Birkaçını sıralayalım..
* * *
Bebek ölüm hızı..
Nüfus artış hızı..
Kişi başına milli gelir..
İşsizlik oranı..
Ortalama günlük bir doların altında olan nüfus oranı..
İşgücüne katılma oranı..
Yetişkinlerde okuryazarlık oranı..
İlköğretimde okullaşma oranı..
Eğitime harcanan pay..
Sağlığa harcanan pay..
Kadın milletvekili oranı..
Yıllık enerji tüketimi..
Daha bir sürü kriter var.. Önerim şu.. Bundan sonra şu kriteri de koysunlar..
Hem de ilk sıraya..
Depremin büyüklüğü ve yer yüzüne yakınlığı ile yerle bir olan yapı oranı..
Depremin şiddetinin ölü ve yaralı sayısına oranı..
* * *
En önemli ölçü bu olmalı..
Dün tanık olduk.. Deprem bir şey yapmadı, salladı, geçti gitti.. Gördük ki topraktan olan evler toprak olmuş, insanları yutmuş..
Kerpiç ev dedikleri ne?
Samanlı balçık..
Pişirilmemiş tuğla..
* * *
Diyorlar ki, kerpiç evler yörenin mimari özelliği..
Değil.. Yoksulluğun simgesi!..
* * *
Şunu da diyorlar: Kerpiç evlerde yaşamak sağlıklıdır.. Olabilir..
Ama fayın üzerinde değil..
Akıl sağlığımız tezgâha düştü!
Şahane haberdi..
Amca, Tahtakale’ye tezgâhı açmış, kalem kamera, çakmak kamera, düğme kamere, saat kamera satıyor..
Tezgâhına koskoca yazı asmış..
Casus kulaklık geldi..
Fiyatları da aman aman değil.. İşportada satılıyor.. Kalem, defter tezgâhıyla yan yana.. Çakmak gazı dolduran amcanın dibinde!
* * *
Vatan’da yayımlanan haber niye mi şahane?
Dinlenme paranoyasının tezgâha düşmüş halinin belgesi de ondan..
Millet meraklı demek..
Seni dinliyorlarsa..
Sen de dinle vaziyeti!..
* * *
Vallahi meraklıyız.. Komşuda ne olup bittiğini öğrenmeye meraklıyız, yan masada ne konuşuluyor dinlemeye meraklıyız..
Kendi hayatımızdan çok başkalarının hayatına meraklıyız..
İki arkadaş yemeğe çıkar.. Birbirlerinden çok yan masada olup bitene kulak kabartırlar.. Hele hararetli konuşma varsa..
Severiz!..
Casusluk mallarının tezgâha kadar inmesi de bu sebeptendir..
* * *
Çevreme bakıyorum, herkes tedirgin.. Telefonda konuşma dönemi çoktan bitti.. Köşedeki manav bile, telefonda olmaz, sonra anlatırım demez mi!
Çok abartmış diyeceksiniz ama mesele o değil.. Herkes duruma adapte olmuş bir kere..
Şu da var..
Telefonda lafı uzatmamanın yolu oldu.. Kısa kesmenin.. Telefonda anlatamam, sonra konuşuruz dedin mi, akan sular duruyor..
* * *
Çin malı casusluk malları ortalığı kaplayınca herkes herkesten kuşkulanır oldu.. İki yakın arkadaş bile bir araya geldiklerinde birbirlerini kolluyorlar..
Gözler kalemde, çakmakta, anahtarlıkta..
Bi yamuk olmasın ha!..
Yan masalar zaten göz ucuyla anında taranıyor.. 007’yi aratmıyoruz..
Önüm, arkam, sağım, solum sobe günlerine döndük valla..
* * *
Çakmakları, kalemleri, anahtarlıkları, kol düğmelerini gözlükleri kollayın..
Kollayın da fazla kapılıp hafiften tırı vırı da olmayın!










Öyle bir geçti ki zaman ...