MagazinRSS
Tümü
Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlarh.pulur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Karar, bu yazıdan önce alınır mı, alınmaz mı bilemeyiz.   Ama mutlaka alınmalı ve Diyarbakır futbol takımı hükmen yenik sayılmamalıdır. Çünkü İstanbul’da oynanan maçın futboldan başka önemli bir yanı vardır.
Diyarbakır seyircisi ikinci kez futbola müdahale etmiştir, önce Diyarbakır’daki Bursa maçında, geçen pazar günü de İstanbul’daki “Belediye” maçında...
*  *  *
Kim yapıyor bunu?..
Kimine göre Diyarbakır seyircisi, kimine göre kışkırtıcılar.
Niçin yapıyorlar, niçin kışkırtıyorlar?
Kürt-Türk sorununu ısıtmak için...
Takımı hükmen mağlup edilen, iki defa hükmen yenik sayıldığı için küme düşürülen Diyarbakırlının duygusal tepkisinin nasıl kışkırtılacağı, nasıl istismar edileceğini düşünebilir misiniz?
Diyarbakır’ı küme düşüren karar PKK’nın ekmeğine yağ sürmez mi?
*  *  *
Pazar günkü maçı bir hatırlayın, 50-60 kişi sahaya giriyor, hakem ve “Belediye” futbolcuları haklı olarak başlarına gelmesi muhtemel olanları düşünerek, sahadan kaçıyorlar. Hakem soyunma odasına gidiyor, “Ben artık sahaya çıkmam!” diyor, maçı tatil ediyor, fiili bir tecavüz yok, yumruk, tekme gibi...
Olay bu...
*  *  *
İstanbul Valisi Sayın Muammer Güler’in bu konuda paylaştığımız görüşleri de var, eleştirdiklerimiz de...
Sayın Vali tedbir alınmış diyor. Maça 950 polis gönderilmiş, bunlardan 300’ü sahanın içinde, 600’ü dışında görev almış.
Peki, güzel de, seyirci sahaya girerken bu 300 polis neredeydi?
Öyle hurra diye bin iki bin insan sahaya atlamıyor, ortak tahmin 100 kişiyi geçmiyor...
Demek burada tedbir alınmamış...
*  *  *
Gelelim, Sayın Muammer Güler’in açıklamasının ikinci bölümüne...
“Olay çıkınca gerekeni yaptık, dışarıdaki polisleri içeri aldırdım, güvenliği sağladıktan sonra, hakeme, buyrun maçı tamamlatın! dedik.”
Zaten iki veya üç dakika kalmış, maçı bitirin...
Hayır, hakem, “Ben sahadan ayrılıp odaya girdim, bir daha çıkamam!” demiş!
*  *  *
Acaba öyle mi?
Hakemlerin uyguladığı bu kural nerede var?
Eski ve usta hakemler, böyle bir kuralın olmadığını, soyunma odasına giden hakemin gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını anlayınca, inanınca, sahaya çıkıp maçın eksik bölümünü oynatabileceğini söyleyerek, örnekler veriyorlar.
*  *  *
Çok ayıp bir deyimdir ama, biz de özür dileyerek bu deyimi kullanacağız.
Ne yaparlarsa yapsınlar, bu maça kılıf uydursunlar, Diyarbakır’a küme düşürtmesinler.
“Onların” da istediği bu!
Kimlerin mi?
Belli değil mi?
*  *  *
İsveç soykırımı!” başlıklı yazımız ilgi çekti, çoğu konuyu bilmiyordu bile...
Zaten neyi biliyoruz ki!
Bazen de bizim gibi bildiğimizi de unutuyoruz.
Televizyon yapımcısı ve sunucu Banu Avar “İsveç’teki Samilere, Laponlara” uygulananları anlatan bir belgesel yaptı, İsveç Dışişleri Bakanlığı hemen devreye girdi, Avar’ın programı kaldırıldı, program yayımlanmadı.
Biz pazartesi günü “İsveç soykırımı”nı yazarken bu olayı atladık, hem de bile bile...
Şimdi bir önerimiz var...
Madem İsveç’ten elçimizi geri çağırıyoruz, Başbakan gezisini iptal edip gitmiyor, Banu Avar’ın İsveç’in baskısıyla yayından kaldırılan belgeselinin TRT’de veya başka bir televizyonda yayınlanması için Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanlığı devreye giremez mi?
Adamlar işlerine gelmeyen programı kaldırtıyorlar, biz de yayınlatalım, Banu Avar’ın TRT yasağını kaldırtalım.

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
©Copyright 2010