MagazinRSS
Tümü
Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlarh.pulur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Ne güzel günlermiş onlar... Tek haber kaynağı TRT ya da AA’nın radyo haber bültenleri, hatta daha önceleri “ajans” vardı, o da akşamları.
Şimdi öyle mi? Köroğlu’nun dediği gibi, televizyonlar çıktı, herkes her haberi anında öğrenip, sağa sola sormaya, yoruma başladı.
Çarşamba günü öğle üzeri Beşiktaş çarşısındaydık, tanıyan biri “Ne diyorsun abi?” dedi.
Neye, ne diyorsun diyordu?
“Az önce televizyondan alt yazı geçti, Erzincan Başsavcısı’nı Erzurum Savcısı’nın isteği üzerine Erzurum’da tutuklamışlar.”
Bir şey olacağı belliydi ama savcının tutuklanacağını beklemiyorduk.
* * *
O hâlâ ısrar ediyordu:
“Bundan sonra ne olur?”
“Valla kardeşim ne bilelim, benzer bir örneğini görmedik ki!”
* * *
Bir işimiz vardı yaptık, iki lokma bir şey yedik, bu defa başkası:
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Erzincan Başsavcısı’nı tutuklatan özel yetkili Erzurum savcılarının tümünün yetkilerini almış... Ne diyorsun?
Gel de cevap ver!
Adımız gazeteciye çıkmış ya, her şeyi bileceğiz.
* * *
Bildiğimiz kadar anlattık:
“Aslında İstanbul ağırlıklı bir cemaatin Erzincan mensupları için, şimdi tutuklanan Erzincan Başsavcısı soruşturma açtırmıştı. Erzurum savcısı, sen bu işlere karışma, dercesine olaya karışmış. Bu arada Ankara’dan bir politikacı ile bir yüksek memurun Erzincan Başsavcısı’nı uyardığı söyleniyordu... Bildiğimiz bu kadar! Haa bir de 3. Ordu Komutanı’nın sorgusunu yapacaklardı, şüpheli sıfatıyla...”
* * *
Taksim’e çıktık, tanıdık biri:
Yargıtay Başkanı açıklama yaptı, Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun aldığı kararı Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker de onayladı, hukuka uygun oyduğunu söyledi. Ne diyorsun?”
Belli ki okurumuz, bizi tanıyanlardan.
* * *
Bir fıkra anlattı:
“Adam pısırığın biriymiş, karısı onun bu halinden şikâyetçi... Akşam yemekten sonra, otururlarken, kadın ‘Bugün ne oldu...’ diye lafa girmiş, ‘Otobüste adamın biri gözünü dikti, bana bakıyor, yüz vermedim. Otobüsten indim, adam peşimde, karşı sokağa geçtim, adam bırakmıyor, apartmana geldik, asansörü çağırdım, adam benimle asansöre bindi. Kapıyı açtım, adam içeri girdi...’ Haaa söylemeyi unuttum, kadın peşindeki adamın yaptıklarını anlattıkça, pısırık koca, ‘Dur bakalım n’olacak?’ diyormuş.
Kadın devam etmiş:
‘Yatak odasına girdim, soyunacağım, adam peşimde!’
‘Dur bakalım ne olacak?‘
‘Geceliği giydim, yatağı açtım, adam yanı başımda!’
‘Dur bakalım n’olacak?’
‘Lambayı söndürdüm, yorganı çektim, aaa adam yanımda...’
Pısırık herif yine ‘Dur bakalım n’olacak?’ deyince, kadın parlamış:
‘Sen, dur bakalım n’olacaktan başka laf bilmez misin? Olanlar oldu, sen hâlâ dur bakalım n’olacak? diyorsun...’ “
* * *
Bizim fıkrayı bize sattıktan sonra sordu:
“Şimdi n’olacak?”
Bizde ona bir dörtlük okuduk:
“Hasan Dağı arpalıktır, eğer saban yürürse
Her derede bir değirmen, eğer suyu gelirse
Her kümesten birer tavuk, eğer köylü verirse
Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse...”
* * *
Gelir gelir, niye gelmesin, biz nelerin başını sonunu görmedik ki!
Sayın Süleyman Demirel’in kulakları çınlasın:
“Demokraside çare tükenmez!” der...

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
©Copyright 2010