Bir marifetmiş gibi, gazeteci milletinin ağzından düşmeyen bir laf vardır:
“Gazeteci yaşadığı çağın tanığıdır!”
Hay olmaz olaydı, bu tanıklıktan bıktık, bu kaçıncı tanıklık?
Görgü tanıklığımız “27 Mayıs”la başladı; 1960, elli yıl önce...
Arkadan iki ayaklanma... Albay Talat Aydemir’in “22 Şubat ve 21 Mayıs”ı hiç unutulur mu?
“12 Mart” askeri müdahalesi...
“12 Eylül”de ülkenin tümüne el konulması, belki en ağırı...
Bir de adını kim taktı bilemediğimiz “28 Şubat/Postmodern” darbe...
Bu kadar, tanıklık yetmez mi?
Bıktık usandık...
* * *
Şimdi yaşadığımız süreç...
Nerede biteceği belli olmayan süreç...
Müebbet mahkûmu duvara kazımış:
“Bu da geçer be yahu!”
Geçer ama deler de geçer.
* * *
Aslında önemli olan yaşadığımız olaylar değil!
Önemli olan ilkel bir hesaplaşma saplantısı...
“Onlar bizi fişlemişlerdi, şimdi biz onları fişliyoruz!”
İşte vahim olanı bu!
İntikam ve kin, insanın yüreğine bir yüktür derler.
Yüreğe yükse, akla zarar...
Bir başka iktidar milletvekili de, Adalet ve Kalkınma Partisi’nden olmayanın kanından kuşku duyuyor, bunu açık açık söylüyor.
Bu hiç önemli değil, ama birincisi “Onlar bizi fişlediler, şimdi biz onları fişleyeceğiz” diyen iktidar milletvekili...
Diyeceksiniz ki partisi onun cezasını veriyor.
Önemli olan milletvekilinin cezalandırılması değil, onun saklayamadığı öç alma duygusu...
* * *
Sadece siyasette mi bu duygu?
“12 Eylül” olunca bir işveren işçilere “Şimdi gülmek sırası bizde” dememiş miydi?
Siyasette de aynı...
Siz o milletvekilini tek başına sanmayın!
Hayır, birbirinden habersiz o kadar ayrı insan var ki, safları kampları, ne olursa olsun, kin ve intikam peşinde.
* * *
“27 Mayıs”tan sonra anlatılan bir hikâye vardı.
Bir insanla bir yılan arasında geçen...
Hikâyeyi uzun uzun anlatıp, kimseyi üzüp kırmak istemeyiz, sadece yılanın söylediği son cümle yeter:
“Sen de bu evlat acısı, ben de bu kuyruk acısı varken!”
Anlayan anlar....
Bu duyguyu, insanın yüreğinden aklından söküp atmadıkça...
Yazıyı, başladığımız gibi bitirelim:
“Gazeteci çağın tanığıdır!”
Biz bu tanıklıktan bıktık usandık, o kadar!
Bizi bir daha “şahit” yazmayın.










ATV Müge Anlı ile Tatlı Sert