Sabahın çok erken saatlerinde pencerelerden dışarıya baktığında, damlar da bembeyaz, sokaklara park edilmiş arabaların üstleri de, yanları da, önleri de, arkaları da...
* * *
Kıyıları dolgun karlı, ortaları nispeten açık ve yer yer kar izleriyle uzayıp giden bomboş caddeler, terk edilmiş bir kent görünümünde.
* * *
Sokak lambalarının ışıkları altında, büsbütün belirginleşen hafif bir kar yağışı; Hazine’den geçinmeli “mevki sahipleri”nin, masaya inen öfkeli yumruklarının çok uzaklarında, Karacaoğlan’ın dantelli mısralarıyla dudak dudağa:
İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye
* * *
300 yıl önce yaşamış olan Karacaoğlan sağ olsaydı da, dünkü gazete manşetleriyle, TV’lerin “SON DAKİKA” diye geçtikleri haberleri görseydi, acaba ne derdi?
* * *
Sanırım şöyle derdi:
- “Celali İsyanları”nda, yine birbirine girmiş derebeyleri... Vazgeçtik saz şairlerinin “koşma”larından anlamayı; “Elifbe”deki “elif”i görseler, çoğu “mertek-kalas” zannedecek bir yığın azgın haramzade.
* * *
Bu arada, önceki geceki soğuklarda teknesinde yatıp kalkan 65 yaşındaki balıkçı Cemal Yıldırım da, donarak ölmüş.
* * *
Nedense siyasetçilerimiz de, sivil-asker bürokratlarımız da, bir türlü hatırlamaya yanaşmazlar yüz yıl önce yaşamış olan Tevfik Fikret’i.
* * *
Teknesinde donarak ölmüş olan balıkçı Cemal Yıldırım’ın şiirini, daha yüz yıl önce “Balıkçılar” başlığıyla yazmıştı Tevfik Fikret:
Bugün açız yine evlatlarım diyordu peder,
Bugün açız yine; lakin yarın ümit ederim
Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare kader!
* * *
Hava aydınlanmaya başladı.
Henüz bütün kepenkler kapalı, sadece tek tük geçen birkaç taksi...
* * *
Her sabah, hava aydınlanırken dışarı çıkıp, sokak kedilerine mama taşıyan bir kadıncağız var.
* * *
Bir kaç gün önce kış iyice bastırınca da; bir sabah erkenden masa büyüklüğünde kontrplaklar, ufarak halı parçaları, naylon örtüler taşıyarak sokak kedilerine, bir duvar dibinde korunaklı bir evcik yaptı.
* * *
O kadıncağız Hazine’den geçinmeli bir “mevki sahibi” olsaydı da; Türkiye’nin “ulusal gelir dağılımı”nı gösteren “ekonomi haritası”na bir göz atsaydı; acaba ne yapardı?
* * *
Türkiye’de “ulusal gelir dağılımı”nı gösteren, bir “ekonomi haritası” yaparak, okullarda sınıf duvarlarına asmak; şimdiye dek ne siyasetçilerin, ne de sivil-asker bürokratların aklına geldi.
Bundan sonra da asla gelmeyecek.
* * *
“Vatanı milletiyle Devlet’in bölünmez bütünlüğü” ilkesi; şayet “ulusal gelir dağılımı”nı gösteren, ülkenin “ekonomi haritası”yla desteklenmiyorsa; orada kimseciklerin fark etmediği bir “Şark faşizmi”nin gölgesi, “Bütçe”leri anlı şanlı “mevki sahipleri”nin saltanatına yelpaze yapıyor demektir.
* * *
Kimsecikler de sormuyor:
- 80 yıldan bu yana, bizi yönettiklerini iddia edenler; acaba kaça mal oldular bize, diye?
* * *
En çok, böyle bir sorunun kimseciklerin aklına gelmediği ülkelerde, okkanın altına gider; ozanlar da, yazı adamları da, sahne sanatçıları da...
* * *
Enseyi karartmayalım, artık askeri darbe olmayacak...
Sabırlar taşarsa, “sıkıyönetim” olabilir belki...
* * *
Sabahları erken saatlerde, kar yağarken pencerelerden dışarı bakmak; kimseyle paylaşılmayan duygusal bir albümün de sayfalarını başlıyor karıştırmaya...
* * *
Henüz daha Göztepe’ye elektriğin gelmediği yıllarda, ilkokul çocuklarına Fazıl Ahmet’in “Kış” şiiri ezberletilirdi:
Soğuk, karın yanında
İnatçı bir komiser.
İhtimal ki yarın da,
Ayaz Paşa kol gezer.
Kışın akla ne sığar,
Ne de yarar işleri.
Saçakların şimdi var,
Buzdan yapma dişleri.
* * *
Aaa birden güneş açtı. Ama yine de sürüyor hafif bir kar yağışı.
* * *
Kimine göre Sibirya soğukları geliyor, kimine göre de bugünden itibaren havalar ılıklaşacak.
Hava koşulları ise, ne siyasal nutuklara aldırıyor, ne de masalara yumruk vurmaya...
* * *
10 yıl sonra da bir İstanbul kışında, kim bilir kimler neler yazacak?
Ancak şundan eminiz ki, 10 yıl sonra da Türkiye’de, ulusal gelir dağılımını gösteren bir ekonomi haritası olmayacak.
* * *
Kedi sevdalısı kadıncağız yine çıktı dışarı; sokak kedileri, tekiri, sarmanı, siyahı, beyazı, alacalısıyla nasıl da koşturuyorlar peşinden...










ATV Müge Anlı ile Tatlı Sert