Televizyon yandaki odada açıktı, biri Avrupa’ya kükrüyordu: “Bunların gözü kör mü? Biraz gözlerini açsınlar, kulaklarını hakikate açsınlar, dilleri doğruları, gerçekleri konuşsun!”
“Kim bu yahu?” diye ocağı kapatıp odaya zor koştuk, yoksa bir “Ulusalcı” ekranı ele geçirip nutuk mu atıyordu? Onların da gücü kalmamıştı ya, yoksa Silivri’den çıkan biri mi?
Günahlarına girmişiz, meğer konuşan Başbakan’mış, almış Avrupa elçilerini karşısına, kükrüyor, hani ağzına, diline hâkim olmasa “Utanın yahu!” diyecek.
“Referandumda Kuzey Kıbrıs’ta Annan Planı’na yüzde 65 evet çıkarken, Güney Kıbrıs’ta yüzde 75 hayır çıkmıştır. Nasıl oluyor da hâlâ burada Türkiye ve Kıbrıslı Türkler suçlu hale getiriliyor. Bu Avrupa Parlamentosu’nun gözü kör müdür Allah aşkına? Bunu söylemeyeceğiz de neyi söyleyeceğiz? Biraz gözlerini açsınlar. Kulaklarını doğruya, hakikate açsınlar. Ve bu dilleri doğruyu, gerçekleri konuşsun. Eğer bu adaleti bunlar görmezden gelirlerse, bu adalet bir gün onlara da muhakkak lazım olacak. Her türlü adalet duygusundan uzak olan bu yaklaşım, en hafif tabiriyle, büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.”
* * *
Aman Sayın Başbakan aman, zaten bugünlerde her şeye haklı haksız kızıyorsunuz, önce MHP’ye, sonra “Tekelcilere”, sakin olun...
Haklısınız ama, keşke biraz da Kıbrıs’taki “Yes be anem!”cilerin ağzının payını verseydiniz, Annan Planı’nın “Yes be anem!” diyenler onlardı...
Böyledir bunlar Sayın Başbakan, rahmetli Turan Güneş’i çileden çıkartıp, büyükelçimize “Doldur şunların ağzına reçeli!” dedirtenler.
Hele eliniz mahkûm olsun, borç almak için kapıda sıraya girin, hallerini o zaman görürsünüz.
* * *
Rahmetli Özal sağ olsaydı da 26 Mart 1980’de borç için kapıda beklerken neler yaptıklarını bir anlatsaydı.
Başbakan Demirel’di, Özal’da müsteşar...
Toplantı Paris’teydi, sabah konuşuldu, öğleden sonra yardım açıklanacaktı, bekle ki açıklansın...
Saat 20’ye doğru açıklandı.
“Durum müsait değil, para veremiyoruz!”
Kıyamet koptu, Özal durumun birlikte bir basın toplantısıyla açıklanmasını istedi, adamlar buna bile zor razı oldular.
* * *
Kapının dışında kimler yoktu ki?
Mesela OECD temsilcimiz Memduh Aytür bağırıyordu:
“İşte bunlar böyledir. Kapılarında bekletip sonra da geri çevirirler. Heriflerin niyeti bozuk. Şuna bakın ki bunlara muhtaç duruma düşmüşüz. Allah kahretsin!”
Evet, Memduh Aytür böyle bağırıyordu, iyi ki o günlerde bağırmıştı, ömrü vefa edip bugünleri görseydi, belki de “Ergenekoncu” iddiasıyla Silivri’ye gönderilirdi.
* * *
Böyledir Sayın Başbakan, böyledir bunlar...
Lakin sanmayın ki sizi böyle kızdırdılar diye, içimizden bir “Oh olsun!” desin...
Siz, Türkiye Cumhuriyeti’nin meşru Başbakanısınız, biz de vatandaşı...
Size oy vermeyiz ama sizi de onların karşısında yalnız bırakmayız, biz yandaş değil, vatandaşız.










Kadir İnanır, ‘Elveda Katya’ diyor!