Ramazanın da yarısı geçti; bazı imsak davulcuları geceleri kapıları çalıp, bahşişlerini istemeye başladılar bile.
Neyse, ağustosun da sonuna 1 hafta kaldı.
* * *
Sıcakların mevsim normallerinin üstünde seyrettiği ve rutubet nedeniyle, 37-38 derecenin de 40-45 derece hissedildiği bunaltıcı bir ağustosa rastlayan bir ramazan ve -ne hikmetse- ramazana da rastlayan bir referandum kampanyası.
* * *
16 saat aç ve susuz kalmak zorunda olan oruçluların da katıldığı, 50 derece sıcaklıktaki meydan mitingleri...
* * *
Böylesine bir eziyeti çekmeyi göze alanlar arasında; bendenizin de merakı ne biliyor musunuz?
Acaba yüzme bilenler mi çoğunlukta, yoksa bilmeyenler mi?
* * *
“Kel alaka?” diye düşünülmesin.
Sıcak yaz aylarında denizlere girip yüzme ve kıyılardaki kumsallarda uzanıp dinlenme dönemleri, 1870’lerde İngiltere Kraliçesi Victoria zamanında başladı.
* * *
Bizde padişahlar arasında yüzme bilen ve denize giren kimse var mıydı, bilmiyorum.
İstanbul’da ilk plajın nerde, ne zaman açılmış olduğunu da bilmiyorum.
* * *
Henüz daha Göztepe’de, Taşmektep sokakta havagazı fenerlerinin yandığı 1935-36 yıllarında, Caddebostan plajı da vardı, Suadiye plajı da...
Moda’da da, tahta bir iskele üstünde, çevresi etrafa kapalı “deniz hamamları” vardı kadınlar için...
* * *
O yıllarda, kısa kollu giyinen genç kadınlar; örneğin gelinler, aile içinde eleştiri konusu olurdu; ama Caddebostan ve Suadiye plajlarının tadını çıkaran genç kızlar da vardı.
* * *
Gazi, Florya plajını benimsemişti; herhalde yüzme de biliyordu.
“Kurbağalama” mı, “serbest” mi, “kelebek mi”, “sırt üstü mü” yüzmeyi daha çok seviyordu; bilemiyorum. Kimsenin bildiğini de sanmıyorum.
* * *
İsmet Paşa da, sıcak yaz aylarında Dragos kıyılarındaki özel iskeleden “çivileme” atlayışlar yapardı.
* * *
Florya plajında Gazi ile birlikte yüzen hanımlar da var mıydı; onu da bilmiyorum.
İsmet Paşa’nın eşi Mevhibe Hanım’ın, denize girdiğini kimse görmemişti.
* * *
3 tarafı Karadeniz, Marmara, Ege denizi, Akdeniz’le çevrili, “Küçük Asya” yarımadasında halen yaşamakta olan 73 milyonluk nüfusun; yüzde kaçı yüzme biliyor, yüzde kaçı bilmiyor?
* * *
Sayıları 63’e varan siyasal parti liderlerinin tümü de; böyle bir merak için:
-Çok mu önemli yani, diyebilirler.
* * *
Önemli değilse; nasıl oldu da, 1900’lerde iyice yaygınlaşan yaz plajları modası, İstanbul’a da çarçabuk geliverdi ve bugün siyasal polemiklere de konu olan modern sitelerin neden hepsi yüzme havuzlu?
* * *
Yazları artık Boğaz kıyılarındaki açık rıhtımlarla, iskele kıyılarından; sadece erkeklerle, mahalle gençleri giriyor denize...
* * *
İstanbul’da kadınlı-erkekli plaj yoğunluğu Karadeniz kıyılarına; Kilyos’a, Ağva’ya, Şile’ye taşındı.
Tatilcilerin benimsediği Ege ve Akdeniz kıyıları ayrı.
* * *
Sıcak bir ağustos ramazanındaki referandum kampanyasının, çok dışında kalan konular; tatil plajlarıyla, yüzme bilenlerin nüfusa oranı...
* * *
Ya hayatında hiç denize, göle, ırmağa girmemiş olan ayakları bakımsız milyonlarca kadın?...
* * *
Sormak gerekir Hazine’den geçinmeli mesleksiz “mevki sahipleri” ile, siyasal liderlere:
-Annenizle büyükanneleriniz, sıcak yaz aylarında hiç denize girip, yüzdüler miydi, diye?
* * *
Aynı soru, Avrupa Birliği’nin bürokratlarıyla siyasetçilerine de sorulsa; acaba alınacak yanıtlar nasıl olurdu?
* * *
Cep telefonları, televizyonlar, motorlu taşıtlar, buzdolapları, hatta çamaşır makineleri için durum pek öyle değil.
* * *
Bir yanda da artıp duran iç göçler, trafik kazaları, “savaş alanı”na dönen siyasal gösteri kavgaları ve 30 yıldır süren sıcak çatışmalar var.
* * *
Acaba üst düzey bürokratlarla, siyasetçilerin anneleriyle büyükanneleri de; sıcak yaz aylarında denizlere girip yüzmeyi ve plajların tadını çıkarmayı bilselerdi; durum yine böyle mi olurdu?
* * *
Ya peki 100 yıl sonra yaşayacaklar nasıl olacak; onlar henüz doğmadı bile...
* * *
Vazgeçtik 100 yıl sonrasını, gelecek yılın ağustosunda durum nasıl olacak?
Öngörebilen varsa, beri gelsin!
* * *
1805’te İngiliz Amirali Nelson, Trafalgar’da Napoleon’un donanmasını perişan etmişti; 1827’de de Rus donanması, Navarin’de Osmanlı donanmasını yok etti.
* * *
Bu tür açık deniz savaşları artık kaldı mı?
Plaj turizmi, çok daha kârlı deniz savaşlarından; bizim “mevki sahipleri” ise algılamak istemiyorlar böylesi bir “uzay çağı” değişimini.
* * *
Eğer zaman zaman 70 km. hızla esen poyrazda, çok ucuza saatler boyu kiralanan bir balıkçı teknesinden, denize girmek isteyenler varsa; Salacak kıyılarını öneririm, orası poyraz tutmuyor.
Tabii yüzme bilmek koşuluyla...
* * *
Şöyle atla da rahvan bir gidiş varken, neden bu tırıs, bu dört nal?
Ayakları bakımsız milyonlarca kadının da, sıcak yaz aylarında plajlarda zaman zaman yüzerek denizin tadını çıkarmaları için mi?










Adını Feriha Koydum için Anneler Günü'ne özel bir yazı..