Bangır bangır bağırıyorlar: “Adalet reformu!” diye... Sesleri birdenbire mi yükseldi, adalet reformu akıllarına birdenbire mi geldi ya da başlarına saksı mı düştü?
Yedi yıl neredeydiler, eğer adalet reformu gerekiyorsa niye bugüne kadar sesleri çıkmadı?
Çünkü Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu hoşlarına gitmeyen bir kararla, Erzurum’daki birkaç savcının yetkilerini alınca...
Erzincan Savcısı bir cemaat hakkında soruşturma açmış, bazılarını gözaltına almış, tutuklamıştı.
* * *
Erzurum’daki yetkili savcılar, soruşturmaya el koydular, tutukluların tahliyesini istediler, kabul ettirdiler. Daha sonra da Erzincan Savcısı İlhan Cihaner mahkeme tarafından tutuklandı.
* * *
İşte Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu “Siz ne yapıyorsunuz?” deyip, o savcıların yetkilerini kaldırınca kıyamet koptu:
“Adalet reformu gerekiyor!”
* * *
Kolay, işin kolayından başlayın, adalet reformuna bu kadar düşkünseniz, iki satırlık bir anayasa değişikliği getirin, yüksek kuruldan bakanın ve müsteşarın koltuklarını boşaltın, madem “Siyaset yargıya karışmasın!” diyorsunuz, buyrun biri bakan, siyasetçinin ta kendisi; müsteşarın da bakanının emrinden çıkması kolay mı?
Bırakın hâkimler, savcılar kendi yüksek kurullarını kendileri seçsin, lakin sizin istediğiniz o değil ki, üyelerin hepsini siz seçerseniz hiç şikâyet eder misiniz?
* * *
Adalet reformu çok mu lazım?
Evet, çok lazım, Aylin Duruoğlu gibi mazlum ve mağdurlar için çok lazım...
Aylin Duruoğlu, adını bile bilmediği gizli örgütün üniversiteden arkadaşıyla alışveriş merkezinde öğle yemeği yediği için suçlandı ve tutuklandı.
Ve on aydır hapishanedeydi, geçen gün tahliye edildi.
Savunmanın son bölümünde şöyle diyordu:
“Gözaltına alındığım tarihe kadar hayatım boyunca görmediğim, bir kez bile telefonla konuşmadığım, aynı yerde bulunmadığım insanlarla birlikte bir terör örgütünün üyesi olmakla yargılanıyorum. Evimde, işyerimde yapılan aramalarda, bilgisayarlarımda adı geçen örgütle ilgili en küçük bir not veya doküman çıkmadı. Bırakın adını ilk kez Emniyet’te duyduğum bu örgütle ilgili bir bilgi-belgeyi, aramalarda suç teşkil edebilecek, huzurunuzda yüzümü kızartacak en küçük bir suç unsuru dahi bulunmadı.
Telefonlarım ne kadar süreyle dinlendi bilmiyorum ama her gün onlarca kez konuşma yapan biri olarak iddianameye suç unsuru olabilecek tek bir konuşma kaydım bile girmedi.
Sayın Başkan, sayın hâkimler; uğrunda yıllarca çalıştığım her şey; kariyerim, sosyal konumum, benliğim, onurum, genç bir kadın olarak hayattan beklentilerim paramparça edildi. Hem de koca bir hiç yüzünden.
Emniyet’te polis arkadaşlar, Aylin Hanım üzülmeyin, bırakılırsınız. Böyle olaylarda kurunun yanında yaş da yanıyor bazen, demişlerdi. Bu yaş tam 10 aydır cayır cayır yanıyor.”
* * *
Adalet reformu çok mu lazım?
Evet, çok lazım, Aylin Duruoğlu gibiler için çok lazım...
Bir kadını işinden al, 10 ay hapset, sonra affedersin de: “Kusura bakma!”
Kurunun yanında yaş da yanarmış...
Ne güzel türküdür o:
“Adaletin bu mu dünya!”










Adını Feriha Koydum için Anneler Günü'ne özel bir yazı..