Özellikle haziran ve temmuz aylarının cumartesileriyle pazar akşamlarında; beyazlar içinde telli duvaklı gelinlerle, kravatlı beyaz gömlekli, siyah yahut koyu lacivert giysili güveylerin dolaşarak göz kamaştırdığı düğün davetleri; yoğunlaştıkça yoğunlaşıyor geniş teraslarıyla bahçeleri olan ünlü lokallerde.
* * *
Hele hele o ünlü lokallerde, garson dostlarla şeflerin; birkaç saat sonra başlayacak düğün davetleri için, nasıl hazırlandıklarını bir görseniz...
* * *
Masalar yan yana birleştirilerek uzatılıyor; üstüne kırışıksız beyaz bir örtü serilerek, tabaklar, çatallar, kaşıklar, bıçaklar, bardaklar, kadehler büyük bir özenle karşılıklı yerleştiriliyor.
* * *
Uzun masanın ortasında gelinle güveyin oturacağı yerlerin önüne de çiçekler serpiliyor ve yaygınlaştırılıyor.
* * *
Derken önce 3-5 davetliyle, beyazlar içinde telli duvaklı gelin ve güvey görünüyor.
Ve fotoğrafçılar...
* * *
Öyle bir görüntüyle karşılaştığımızda, eski bir halk türküsünün sözlerini hatırlıyorum bazen:
Gemilerin uzun olur direği
Anaların yanık olur yüreği
Ne sen gelin oldun ne ben güveyi
Onun için açık gider gözlerim
* * *
Doğanın sürüp giden üretim mekanizması... Dişi-erkek buluşmasından dünyaya gelen yeni yavrular; eskimişlerle, aniden yok oluvermişlerin yerine...
* * *
Bu yıl, haziranla temmuzda düğünlerin artması, yüzlerce yıldan bu yana süren bir gelenek sonucu...
* * *
Ramazan ayıyla, Ramazan ve Kurban Bayramları arasında düğün yapılmıyor.
Herhalde iftardan sonra, “düğün davetleri” yersiz kaçacağından ve bayramlarda yapılacak harcamalar nedeniyle, “düğün” için mangır ayırmak kolay olmayacağından...
* * *
Düğün davetlerinin yoğunluğu 1-2 hafta daha süre dursun; bir de dünkü Milliyet’in sürmanşetine bakalım:
“TÜRKİYE İÇİN ÜRKÜTEN TAHMİN
En önemli hava tahmin merkezlerinden İngiltere’deki MET Office uzmanları, 2050’ye kadar Türkiye’de beklenen büyük iklim değişikliklerini Milliyet’e anlattı...”
* * *
NEVSAL ELEVLİ’nin haberine göre de, öngörülen iklim değişiklikleri şöyle sıralanıyor:
“Akdeniz ve çevresi dünya ortalamasının üzerinde ısınacak. Türkiye çok etkilenecek.”
* * *
“Türkiye’de ortalama yağış azalırken, Karadeniz bölgesi kışın aşırı yağış alacak.”
* * *
“Bugüne kadar Türkiye’de görülmemiş fırtınalar ve sel felaketleri yaşanabilir.”
* * *
“Deniz yükselecek, kıyılarda yeraltı sularına tuzlu su karışacak, tarım etkilenecek.”
***
“Türkiye 4 mevsimi yaşayacak. Ancak mevsimlerin süresi değişecek.”
* * *
Sürmanşetin kıyıcığında, öngörüleri doğrular gibi, şöyle bir de not vardı ayrıca:
“2007’de çok büyük bir kuraklık yaşanmış birçok göl kurumuştu.”
* * *
Türkiye’de yılda 600 bin evlenme, 135 bin de boşanma gerçekleşiyor.
Ve yeni doğan binlerce kızlı erkekli bebek...
* * *
Acaba “aşk evlilikleri” ne kadar Türkiye’de, “akıl evlilikleri” ne kadar, geleneksel “görücü aracılığıyla” yapılan evlilikler ne kadar?
* * *
Sanırım, böyle bir inceleme de yapılmamış ve yapılamamıştır.
Boşuna değildir, onca şarkı ve güftelerin; “aşk acıları, aşk ayrılıkları, aşk özlemleri” üstüne olması...
* * *
Yakınım sevgili Şafak Barış’ın, bendenize lütfettiği esprili hediyeler arasına -biri de karşımda, çarkları açıkta biribirini usul usul ite kaka döndürüp duran, metalik camsız koskocaman yuvarlak saat- şimdi bir tane de “Aşk böceği” eklendi.
* * *
“Aşk böceği”, yarım kaplumbağa büyüklüğünde ve üstü metalik kaplama...
Ön tarafında yuvarlak 2 beyaz patlak gözü, gözlerinin ortasında da yukarı bakan yuvarlak 2 siyah gözbebeği var.
* * *
Sonra kırmızı yuvarlak bir burun... Sonra da kıvrık 4 metalik kısa bacağın ucunda, 4 kırmızı yuvarlak ayak...
* * *
Pille çalışan bir “Aşk böceği”...
“Aşk böceği”ni, ensenin alt taraflarına, baldırlarının, pazularının üstüne koyup da kırmızı burnuna bir bastınmı...
* * *
Adalelerinin üstünde öylesine tatlı bir titremeyle “masaj” yapmaya başlıyor ki; “oh, çok hoş, çok iyi” diye diye, dolaştırmaya doyamıyorsun “Aşk böceği”ni vücudunun hamlaşmış omuz taraflarında...
* * *
Şu sıralarda bol rastlanan gelinler, güveyler ve önde tüllerle, çiçeklerle süslenmiş gelin arabalarının, korna çala çala gittiği düğün konvoyları...
* * *
Sonra da gazetelerin manşetleri:
“BÜYÜK TEHLİKE”, Posta’nın manşeti...
* * *
“İnegöl’de gergin gece”, Radikal’in manşeti...
* * *
“Generaller hukuk tanımıyor”, Zaman’ın manşeti...
* * *
Liderlerin polemikleri de cabası...
* * *
“Aşk böceği” bizim “pancar motoru”nun yanında, şaşkın şaşkın bendenize bakıyor.
Ah bir de kasık bağı; sağa sola kaymasa da, yerinde dursa...










Adını Feriha Koydum için Anneler Günü'ne özel bir yazı..